Hollanda Yolunda: Laleler Ülkesine Macera Dolu Bir Yolculuk

Hollanda'yı keşfetmek için Amsterdam, Rotterdam, Delft ve Lahey'deki en iyi hostellerde konaklayarak gezebileceğiniz bir kılavuz

Hollanda'da Muiden ve Naarden Orta Çağ köylerini keşfetmek için macera dolu bir yolculukta Utrecht’ten geçmeden önce Amsterdam’dan başlayıp güneye, 'S-Hertogenbosch’a (ünlü Flaman ressam Bosch’un evi) doğru gidin. Ünlü Kinderdijk yel değirmenlerinin bulunduğu kuzey bölgelerine gitmeden önce de Trappist manastırlarındaki biraları tadabilirsiniz. Daha sonra ise Gouda, Rotterdam ve Delft'e doğru yola çıkın. Yolculuğun gerisini lalelerle dolu parklar, sessiz kasabalar, kaleler ve göllerin inanılmaz manzaralarını izleyerek geçirebilirsiniz.

“Doğa, sanat ve şiirim var. Bu yeterli değilse; ne yeterli olacak?" Vincent Van Gogh

Amsterdam'da pek çok kaliteli hostel var, ancak ilk gece gerçekten eşsiz bir hostelde kalmanızı tavsiye ediyoruz: HostelsClub sistemindeki en özgün hostellerden biri olan Train Lodge’dan bahsediyoruz. Sloterdijk İstasyonu’nun yakınına park edilmiş gerçek bir trenin içindeymiş havası veriyor. Train Lodge, 44 bölmeye ayrılmış 132 yatağa sahiptir. Ve vagonlardan biri de yerli halkın uğrak yeri olan harika bir lounge bar haline getirildi. Şehirde neler yapabileceğiniz hakkında daha fazla bilgi için, az bir bütçeyle Amsterdam'ı nasıl ziyaret edebileceğinize dair hazırladığımız kılavuzumuza bakabilirsiniz.

Train Lodge (Instagram @pa_sq)

MUIDEN’DEN NAARDEN’A KADAR ORTA ÇAĞ İZLERİ

Amsterdam'ı geride bırakıyoruz (ancak tur sonunda buraya geri döneceğiz) ve güneydoğu yönünde ilerliyoruz. Muiden şehrini geçtikten sonra, Vech Nehri’nin kenarında bulunan Muiderslot Masal Kalesi’ne varıyoruz. Tarihi 13. yüzyıla kadar uzanan ve güzel bir parkla çevrili büyük bir sur...Kale şimdi Ulusal Müze haline getirildi ve iç tarafı on yedinci yüzyılı yansıtacak şekilde düzenlendi. Müze, silah ve zırh koleksiyonlarına ev sahipliği yapmaktadır. Ailecek seyahat edenler için bahçelerin, çeşmelerin ve tesislerin bulunduğu mükemmel bir konum...

Muiderslot Kalesi (Instagram @lewis_j_hughes)

Güneydoğu'da ilerliyoruz ve yıldız şekliyle ün salmış, Naarden kasabasına varıyoruz (yukarıdan bakıldığında ya da haritada yıldız şeklinde görünüyor). Tarihi merkez, iki hendek ve bazıları kalın, mükemmel bir şekilde korunmuş surlarla çevrilidir. Şehrin manzarasını görebilmek için, surlar boyunca yürüyüşe çıkabilir ya da daha da iyisi, kale müzesi olan Vesting Museum teknesinde bir gezintiye çıkabilirsiniz. Ancak, burayı eşsiz kılan yalnızca kentsel özelliği değildir. Düzenli olarak konserler ve fotoğraf sergileri düzenleyen Hollanda'nın en eski kiliselerinden biri olan Grote Kerk'i ziyaret etmeyi unutmayın. Acquavite Restoranı'nda bir mola vermenizi kesinlikle tavsiye ediyoruz, çünkü her şeyden önce, klasik İtalyan mutfağını yeniden oluşturan mükemmel bir menü sunuyor, aynı zamanda eşsiz bir konuma sahiptir: Eski bir kışlada zarif ve şaşırtıcı bir şekilde yenilenmiş ve döşenmiştir.

Naarden (Instagram @koenjacobsamsterdam)

UTRECHT’TEYİZ

Utrecht şehri ziyaret edebileceğiniz huzurlu bir yerdir. Burada görülecek çok şey var, tarihi merkez, 112.5 metre yüksekliğindeki merkezi Dom Kulesi, Hollanda'daki en uzun çan kulesi gibi dikkate değer ortaçağ unsurları ile gerçek bir mücevher...Çabalarınızla çan kulesinin tepesine çıktığınızda panoramik manzara ile ödüllendirileceksiniz. Ve neredeyse gökyüzüne parmaklarınızla dokunduktan sonra, büyük ölçüde rakım değiştirerek Dom Square Underground'ın rehberli turlarına katılabilirsiniz: arkeolojik buluntular ve ilginç hikayeler de (1674'te Dom Katedrali'ni tamamen yok eden bir kasırganın hikayesini içeren bir multimedya içeriği de bulunmaktadır) dahil olmak üzere 2000 yıllık Hollanda tarihini yeniden yaşayabileceğiniz ilginç bir rota (elinizde bir meşale ile, Indiana Jones tarzında!) Burada görülmesi gereken diğer bir yer de kentin kuzey-batısındaki ilk banliyöde bulunan De Haar Kalesi. Park ve çevresindeki bahçeler gül bahçeleri, göletler, kanallar ve ortaçağ köprüleri arasından sizi masalsı yerlere sürükleyecektir. Burası doğada yürüyüş ve piknik yapmayı sevenler için mükemmel bir yer. Ve Utrecht'te bir gece geçirmek isteyenler için iki seçenek öneriyoruz: benzersiz ve sıradışı bir yer arayanlara, misafirperver ve nazik bir çift tarafından işletilen Vecht Nehri manzarasına bakan bir tekne evi HouseBoat Harmony’i tavsiye ediyoruz. Hostel tercih edenler için merkezi konum, modern tasarım ve düşük fiyatların karşı konulamaz bir karışımını sunan Stayokay Utrecht Centrum bulunmaktadır.

De Haar Kalesi (Instagram @veroniquevalkenburg)

HADİ GÜNEYE, 'S-HERTOGENBOSCH HARİKALARINA GİDELİM!

Utrecht'ten ayrılıyor ve s-Hertogenbosch kasabasına ulaşana kadar güneye gidiyoruz. s-Hertogenbosch telaffuz edilemeyen bir ismi olmasının yanı sıra, sizlere pek çok şey sunan mükemmel bir yer. Kaçırılmaması gerekenler arasında kesinlikle görkemli St. John Katedrali yer almaktadır. Asla kelimelerle anlatamayacağınız, gotik tarzında 13. yüzyıla dayanan şaşırtıcı bir yapı. Hollanda'daki en güzel kiliselerden biri olduğu düşünülüyor. Ayrıca içinde eşsiz anıtsal bir piyano da bulunmaktadır. Yerliler bu yapıyla çok gurur duyuyorlar (onlara fikirlerini sorsanız, sizlere ironik bir dar görüşlülükle Hollanda bir bataklıkken bile bu kilisenin burada çoktan bulunduğunu söylerler). Şehirde Hieronymus Bosch'a ayrılmış ilginç bir müze var. Orta Çağ'ın son dönemlerindeki Hollandalı ressam, tüm zamanların en vizyoner sanatçılarından biri olarak kabul ediliyor. Müzenin bodrumunda, ressamın stüdyosu yeniden inşa edilmiş ve binanın kulesine, s-Hertogenbosch'un tamamının muhteşem panoramik manzarasının keyfini çıkarabileceğiniz bir odaya açılan bir asansörle çıkabilirsiniz. Ancak bu kasabadaki en şaşırtıcı şey güney batı eteklerinde yer alıyor ve Loonse en Drunense Duinen olarak adlandırılıyor: 35 kilometre karelik doğal bir park, tepeler ve kumlu topraklarla karakterize olmuş, yerliler tarafından çoğunlukla Brabant Sahara diye adlandırılmaktadır. Yürüyerek, at sırtında veya dağ bisikletiyle fantastik gezilere çıkabileceğiniz inanılmaz bir mekandır.

Loonse en Drunense Duinen (Instagram @bjorn_loermans)

TRAPPIST MANASTIRLARINDA BİRA TADIMI

Loonse en Drunense Duinen çölünde yürüdükten sonra susayacaksınız! Endişelenmeyin, yakınlarda en iyi Hollanda yapımı biraları üreten iki Trappel manastırı var. İlk durak, Tilburg yakınlarındaki Berkel-Enschot'taki Onze-Lieve-Vrouw Van Koningshoeven (veya Our Lady of Koningshoeven). Mükemmel "La Trappe" birası, burada topraktan 200 metre derinlikteki beş kuyudan su çeken keşişlerin tarihi geleneklerine göre üretilmektedir. Rehberli turları şiddetle tavsiye ediyoruz. Sadece 12 € ile manastır turuna katılabilir, bira fabrikasının etkinliklerini izleyebilir (tarihi filmlerle) ve elbette burada üretilen amber biradan bir bardak tadabilirsiniz. İkinci durak ise yakındaki Maria Toevlucht Manastırı. Burası aynı zamanda, lezzetli yüksek fermente kestane birası olan "Zundert" in üretilmesine adanmış bir Cistercian manastırı. Burası meditasyon ve dua yeri olduğu için, buraya sarhoş olmak için gelmeyin. Manastır dükkanlarını gezdikten sonra binalarla çevrili sakin bahçede bir bardak biranın tadını çıkarabilirsiniz. Tüm dünyada sadece 12 tane sertifikalı Trappist bira fabrikası olduğunu düşünürsek, birbirlerine sadece birkaç kilometre uzaklıkta yer alan 2 tanesini gezebileceğiniz için çok şanslısınız!

Maria Toevlucht Manastırı'ndaki bira tadımına ait bir fotoğraf (Instagram @michaelbsimon)

ŞAİRANE KINDERDIJK

Kuzeye geri dönelim ve Instagram için büyülü fotoğraflar çekebileceğiniz Kinderdijk rüzgar güllerine doğru ilerleyelim. Burası Unesco Dünya Mirası listesinde yer almaktadır. 1700’lerden kalma 19 adet rüzgar gülünden oluşmaktadır. Bazı rüzgar gülleri ziyaret edilebilir hatta bazıları Hollanda’nın en önemli konularından biri olan su kaynakları yönetimi konusunda bazı sergilere ev sahipliği de yapmaktadır. Yürüyüş için muhteşem bir mekandır ve aynı zamanda peyzajın güzelliğini seyredebileceğiniz bir tekne turuna da katılabilirsiniz.

Kinderdijk Rüzgar Gülleri (Instagram @jela_ela_la_a)

GOUDA SADECE BİR PEYNİR DEĞİL

Gouda çok güzel bir şehir, ününü burada üretilen aynı isme sahip (Gouda) peynire borçlu. Köyün ortasında yuvarlak Gouda peynirinin pek çok çeşidini bulabileceğiniz geniş bir pazar alanı yer almaktadır. Meydanın ortasında günümüzde Peynir Müzesi’ne ev sahipliği yapan 17. yüzyıldan kalma bir bina bulunuyor: Binanın (eskiden peynir tartma istasyonu olarak kullanılıyordu) dışına yakından baktığınızda binanın tarihini anlatan kabartmaları göreceksiniz. Bölgede yürürseniz, yerel işçilik başyapıtlarından Sint Janskerk Kilisesi’nin muhteşem pencerelerine bakmayı unutmayın.

Gouda Markt (Instagram @madwanders)

MODERN ŞEHİR ROTTERDAM

Rotterdam hakkında en sevdiğimiz şey, buradaki en ilgi çekici yerlerden birinin bir hostel olması! 1984 yılında, mimar Piet Blom tarafından tasarlanan ilginç Küp Evler'de kalmanızı sağlayan StayOkay Rotterdam'dan bahsediyoruz. Hostelde bisiklet kiralayabilirsiniz. Şehirde dolaşmak için ideal bir yöntem (burada çok fazla bisiklet yolu var!). Kaçırılmaması gereken bir başka fütüristik yer ise kesinlikle Rotterdam kapalı pazarı: Geniş mekanlara sahip modern bir binada yer alan (bir futbol sahası kadar büyük ve 100'den fazla satıcının bulunduğu bir pazar!) yeni lezzetler tatmaktan zevk alan gastronomi tutkunları için taze ekmeklerden peynirlere kadar her türlü ürünün yer aldığı bir pazar...Şehri daha iyi keşfedebilmek için limandan bir tura katılmanızı öneriyoruz ve eğer fazla vaktiniz yoksa, şehri karadan ve sudan keşfetmenizi sağlayan otobüs turlarına katılabilirsiniz! Ve son olarak, kendinizi Rotterdam'ın Eyfel Kulesi olan Euromast'ın eşsiz panoramik manzarasıyla ödüllendirin. Yerliler, havanın açık olduğu zamanlarda, manzaranın Anvers’e kadar ulaşabileceğini söylüyor... Doğru olup olmadığı bilinmez ama, manzara gerçekten inanılmaz. Giriş biletiyle, restoran (100 metre yüksekliğinde) ve Euroscoop’un (185 metre yüksekliğinde) yer aldığı görüntüleme platformuna girebilirsiniz. Eğer ekstrem sporları seviyorsanız, kuleye doğru inme heyecanını da yaşayabilirsiniz... Vertigosu olanların kesinlikle uzak durması gereken bir şey!

Küp Evler (Instagram @_chantelle.w)

DELFT ADLI MÜCEVHER

Rotterdam’ın karmaşasından sonra, mavi-beyaz el boyaması seramikleriyle ünlü, kanallarla çevrili daha sakin bir yer olan Delft’e dönebilirsiniz. Bu tarz şeyleri seviyorsanız, Royal Deft’in eserlerini koruyan Royal Delft Experience’ı kesinlikle ziyaret etmelisiniz. Burası eski 17. yüzyıl geleneklerine göre el boyamasıyla yapılan "Delft Blue" tarzı seramikler üreten kentte kalan son esnaf şirketidir. Delft, Johannes Veemeer’in doğum yeridir, ayrıca sanatçının gömüldüğü Orta Çağ kilisesi Oude Kerk de burada bulunmaktadır. Şehri koşturmadan ziyaret etmek isteyenler için, Hostel Delft şiddetle tavsiye edilir - şehrin çatılarının ve Nieuwe Kerk kulesinin panoramik manzarasını sunan bir terasa sahip temiz ve merkezi bir hostel.

Royal Delft Experience (Instagram @melissalai521)

LAHEY’DE KÜLTÜR BOLLUĞU

Delft’ten ayrılıp Lahey’e doğru gidiyoruz. Burası Hollanda’nın en güzel şehri olmayabilir, ama çok önemli bir role sahip. Şehir önemli devlet kuruluşları ve pek çok uluslararası organizasyonlara (Uluslararası Adalet Mahkemesi gibi) ev sahipliği yapmaktadır. Burada görülmesi gereken yerlerden biri de Vermeer'in “İnci Küpeli Kız” tablosu da dahil pek çok önemli sanat eserini 17. yüzyıldan kalma güzel bir villada sergileyen Mauritshuis Müzesi’dir. Bu tablo pek çok film ve kitaba da ilham kaynağı olmuştur. Hollandalı ustanın en ünlü ve etkili eserleri arasında yer alan bir tuval. Ancak burada Rembrandt, Potter, Hals ve Hollanda sanatında altın çağın diğer ustaları tarafından yapılan fantastik resimler de var. Sanatsal temaya bağlı olarak, 18. yüzyıldan kalma Palazzo Lange Voorhout'un içindeki M. C. Escher'in grafik eserlerine adanmış müze de görülmeye değer: Hayali paradoksları, geometrik ve çarpık görüntüleri, hassasiyeti ve zekası ile sizleri büyüleyecek. Havanın güzel olduğu günlerde, ünlü Hollanda binalarının bir dizi minyatür modelini içeren Madurodam Parkı'nı ziyaret etmeniz önerilir. Bu şehirde harika bir hostelde konaklayabilirsiniz - The Hague Hostel, merkezi bir konumda yer almaktadır. Güzel bir ortak mutfak ve giriş katında mükemmel bir bara (yerel gruplar tarafından düzenli etkinlikler ve konserlerin düzenlendiği “Crazy Goat”) sahiptir.

Mauritshuis Müzesi’nde İnci Küpeli Kız Tablosu (Instagram @iamjasonmills)

KUZEY DENİZİNDEN YILDIZLARA

Bu kadar çok güzel yerler gördükten sonra, biraz mola vermek ve sonsuz ufka bakmak için yakınlardaki Kuzey Denizi'ne gidebilirsiniz. Noordwijk kasabasına bir gezi yapmanızı öneririz. Çünkü burada güzel plajlar (en iyileri Bubbels Beach and Blue Beach) ve keşfedilmeyi bekleyen kumulların (belki at sırtında) yanı sıra Space Expo, Avrupa Uzay Ajansı Müzesi yer almaktadır. Bu müze, gençlere ve yaşlılara uzay, yerçekimi ve uydular ile ilgili pek çok sergi sunmaktadır.

Noordwijk Kumsalı (Instagram @orsyka_love)

GÖZLERİNİZ KEUKENHOF’DAKİ RENKLERE DOYSUN

Mart ayının ortasından Mayıs ayının ortasına kadar bu alanlardan geçerseniz, Avrupa Bahçesi olarak da bilinen güzel bir çiçek parkı olan Keukenhof'a mutlaka uğramalısınız. Dünyanın en büyük çiçek bahçelerinden biridir ve Lisse'nin eteklerinde yer almaktadır. Çiçeklenme dönemi, nisan ayının ortalarında, karşı konulmaz renk tonlarına sahip 7 milyon çiçek gözler için bir zaferdir.

Keukenhof Bahçeleri (Instagram @shelliejanvier)

HAARLEM KANALLARINDA YELKENLE DOLAŞIN

Neredeyse Amsterdam’a geri döndük. Amsterdam merkez istasyonuna 15 dakika uzaklıkta bulunan son bir durağımız kaldı. Haarlem’den bahsediyoruz. Burada görebileceğiniz ve yapabileceğiniz çok fazla şey var: Buradan pek çok kanalın geçtiğini söyleyerek başlayalım. Bu yerel güzelliği suyun üzerinde görmek isterseniz Spaarne Nehri’nde gezintiye çıkmanızı şiddetle tavsiye ediyoruz (bilet fiyatları yaklaşık 15 euro civarında). Haarlem silüetinin panoramik manzarasının keyfini çıkarmanızı sağlayan etkileyici ahşap kulesi ile Kuzey Hollanda'nın en güzel örneklerinden biri olan Adriaan Yel Değirmeni de görülmeye değer. Değirmen aslında yeniden yapıldı çünkü orijinali 1932'de bir yangında kullanılamaz hale geldi, ama gerçekten çok güzel ve burada rehberli turlar bile ilginç. Öğle yemeğine doğru, kentin görkemli katedrali olan Grote Kerk'in profilinin öne çıktığı geniş bir meydan olan Grote Markt'a gidebilirsiniz: burası Haarlem'in günlük hayatının kalbi ve burayı cumartesi günü ziyaret edecek kadar şanslıysanız, Hollanda'nın en güzel pazarı kabul edilen bir sokak pazarı bulacaksınız. Günün sonunda eski Jopenkerk Kilisesi'ni ziyarete gidin: Bina renkli vitray pencereler de dahil olmak üzere özgün özelliklerini korumaktadır, ancak şimdi Orta Çağ'a kadar uzanan geleneksel yerel tarifler kullanılarak Haarlem’de üretilen ünlü Jopen birasının tadına bakabileceğiniz bir kafe ve tadım odasına sahip muhteşem bir birahaneye ev sahipliği yapıyor.

Jopenkerk Birahanesi (Instagram @alscottish)

TUR HARİTASI

Aşağıda, tavsiye ettiğimiz hostellerde konaklama rezervasyonu yaptırmak için tüm adımların ve bağlantıların bulunduğu eksiksiz bir tur haritası bulunmaktadır. ​Google Haritalar'​da etkileşimli bir sürümünü açmak için haritaya tıklayabilirsiniz.