Dünya Ruhunu Yansıtan Venedik Sanat Bienali'ni Keşfedin

06.06.2019

Venedik günümüzde adeta sanat trendlerinin başkenti olmaktadır. Hostelsclub ziyaret edebileceğiniz yüzlerce sergi için sizlere bir rehber sunuyor. Hemen keşfe başlayalım.

Venedik, Görsel Sanatlar Bienali ile günümüzde adeta sanat trendlerinin başkenti olmaktadır. Yüzlerce tarihi ve çağdaş sergi şehri, meydanları, köprüleri ve kiliseleri renklendirecek. Uzun bir kıştan sonra üzerinde çiçekler açan bir lagünü ziyaret etmek için kaçırılmayacak bir an... Mart ayının sonundan Mayıs ayının ilk haftalarına kadar mutlaka görülmesi gereken sergiler hakkında sizlere bir rehber sunuyoruz. Ayrıca buralarda konaklayabileceğiniz en uygun fiyatlı mekanlar hakkında da sizlere birkaç tavsiyemiz var.

‘Sanat hayatın pazar günüdür.' - Charles Baudelaire

Venedik’te bahar çağdaş sanat ile başlar. Martın yirmisinden Mayıs ayının ilk on gününe kadar Bienal d'Arte'nin açılmasıyla Venedik, günümüz sanat trendlerine kapılıp gitmek isteyenler için ideal bir yer olacak. Büyük Kanal'da açılan palaslar, çiçekli teraslar, Lagün'deki motorbot sürüsü ve kentin her köşesinde, meydanlar, kanallar ve köprülerdeki açılışlar, sanat dünyasına gitmek isteyenler için zorunlu duraklardır.

Arsenale ve Gardens'ın resmi ofisleri ziyarete açıktır ve uluslararası fuarlar zamanımızın anlamını göstermektedir, bu şekilde gerçekliğimiz ve içinde bulunduğumuz zaman ruh biçimine dönüşür: Kötülük, iyilik, savaşlar, arzular, yoksulluk ve aşırılık... Sanat yaşamı, mücadeleyi, aşkı, nefreti ve insan ifadelerini görmemiz için yaşadığımız zamanın yazgısını ya da sadece mutlu bir erkek / kadın olarak kendi yazgımızı görmemizi sağlar. Sembollerde, ekonomik ve finansal sermayenin tezahürlerinde kaybolan insanın yazgısı...

Venedik’in bu küresel sentezi işletmekte New York, Hong Kong veya Londra'dan daha fazla zorlandığı zamanlar var. Böyle olduğu zamanlarda - bu yılki gibi ya da her iki yılda bir olduğu gibi - şüphesiz bir kargaşa ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Burası dünyanın her yerinden dillerin, kültürlerin ve farklı insanların birleştiği bir nokta. Venedik, Mayıs ayının ilk günlerinde Londra, Paris, New York, Şangay, Dubai ve Sidney’in ruhunu yansıtıyor ve aynı zamanda en yoksul ve en uzak üçüncü dünya ülkelerinin, kendilerini sergilerle başarılı bir şekilde ifade etmelerine fırsat veriyor.

Bu Venedik baharında insanların ağızlarında dolaşan bir mantra da bulunmaktadır. 'İlginç Zamanlarda Yaşayasın!' Eski bir Çin atasözü - muhtemelen gerçek değil ama aynı zamanda bu bienale de bu isim verilmiş ve buna göre tüm benzer sergiler ve çağdaşlığı göstermeyi hedefleyen konserler her şeyden önce canlı ve nadir bulunan şeylerdir.

Aşağıda, HostelsClub'a göre kaçırılmaması gereken önemli sergiler hakkında bilgi edinebilirsiniz.

1. CASA DEI TRE OCI'DE LETIZIA BATTAGLIA

Fotoğraf @Letizia Battaglia

20 Mart - 18 Ağustos 2019 tarihleri ​​arasında, Casa dei Tre Oci’de Venedik Vakfı tarafından teşvik edilen, küratörlüğünü Francesca Alfano Miglietti'nin yaptığı ve Tendercapital'in katılımıyla gerçekleşen Letizia Battaglia'ya (Palermo, 1935) adanmış büyük bir retrospektif ziyaretçilerini bekliyor. Sergide, çoğu yayınlanmamış olan, bize Sicilya ve önceleri basit bir muhabir ardından gerçekçiliğin tartışmasız öğretmeni olan Battaglia'nın ölümsüzleştirdiği mafya suçlarını gösteren 300'ün üzerinde fotoğraf yer alıyor. Letizia Battaglia, İtalyan fotoğrafçılığının en önemli isimlerinden biridir ve sergi tüm belgelerden başlayarak kariyerinin tamamını ortaya koymaktadır. Anti-entelektüel bir entelektüelin portresi olarak okunabilen antolojik bir sergi. Sicilyalı fotoğrafçı "Fotoğrafçılığı bir belge, yorumlama ve henüz olduğu gibi tecrübe ettim", "Bunu bir kurtuluş ve gerçek olarak yaşadım" dedi. Yalnızca güncelliğe karşı bir entelektüel değil, aynı zamanda şiirsel ve politik bir fotoğrafçı, çevresine ilgi duyan ve uzağındaki her şeye merakla bakan bir kadın.

Casa dei Tre Oci'ye bir bakış

Letizia Battaglia, 5 Mart 1953'te Palermo'da doğdu. 1985'te, "Life" (1985)ın ünlü fotoğrafçısı W. Eugene Smith Ödülü'nü kazanan ilk Avrupalı ​​oldu. “1974'ten 1991'e kadar Palermo'da L'Ora’da çalıştım. Her zaman olay yerine koşmak ve çekim yapmak zorunda kaldım, ama bunu hiç istemedim. Kusmak istiyordum. Evde bile. Bu bana çok acı veriyordu. Yabancı bir çatışmayı belgeleyen bir fotoğrafçı değildim. Kendi adamdaydım, bir iç savaşın ortasında". Leica M2 ile kırk yıl süren çalışmalarında, titizlikle siyah beyaz olarak, dünyanın neresi olursa olsun yine de korkunç bir yer olduğunu belgelemiştir. Güç, zorbalık, yolsuzluk ve kan...

2. PUNTA DELLA DOĞANA'DA YERLER VE İŞARETLER

Pinault Koleksiyonuna ev sahipliği yapan yerlerden biri olan Punta della Dogana'nın manzarası

Punta della Dogana, yönetmenliğini Palazzo Grassi - Punta della Dogana ve bağımsız küratör Mouna Mekouar'ın, küratörlüğünü ise Martin Bethenod’un yaptığı "Yer ve İşaretler" sergisini ziyaretçilere sunuyor. Sergi adını Carol Rama'nın eserinden alıyor ve çalışmalarında kentsel, sosyal, politik, tarihi ve entelektüel bağlamları ile özel bir ilişki içinde olan 30 sanatçıyı bir araya getiriyor. Sanatçılar arasında EW Berenice Abbott, Trisha Donnelly, R. H. Quaytman, Wu Tsang, grup çalışmaları arasında ise Louise Lawler, Agnes Martin, Julie Mehretu, Anri Sala ve Šejla Kamerić ve Tatiana Trouv yer almaktadır. Venedik'teki Pinault Koleksiyonu sergilerinde ilk kez tanıtılıyorlar. Bu eserler, Punta della Dogana'da 2009 yılında açıldığından bu yana geçen on yıl boyunca sergilerin tarihini oluşturan eserlerin bir kısmı ile etkileşime giriyor. Sergiye, halka açık ve tümü Punta della Dogana ve Teatrino di Palazzo Grassi'de gerçekleşecek olan kapsamlı bir etkinlik, performans ve toplantı programı eşlik edecek.

Carol Rama'nın Çalışmaları

1918'de Torino'da doğan Carol Rama, akademik eğitimi olmayan bir genç olarak resim yapmaya başladı ancak tutkularına bazı önemli kişilerle olan görüşmeleri destek verdi. Bu kişiler arasında şair Edoardo Sanguineti'den Turin müzikolog Massimo Mila'ye, ressam Albino Galvano'dan mimar Carlo Mollino'ya, koleksiyoner Carlo Monzino'ya, Luciano Berio'dan Eugenio Montale'a kadar pek çok isim vardı. Carol Rama bisikletlerin iç borularını kullanıyor ve onları kauçuğun pembe renginin deri, bağlanmış boruların ise bağırsak ve damarlar gibi göründüğü resimlere dönüştürüyor. Ona göre vücut her şeydi. Vücutları her zaman kesik ya da yapay protez (bunları gerçek yaşamda ikinci dünya savaşında hastanelerde gördükten sona çizdi) şeklindedir.

3. LUC TUYMANS'IN LA PELE’Sİ

Luc Tuymans’ın Eserleri Palazzo Grassi, Lucina Tuymans'ın İtalya'daki ilk kişisel sergisini (Mortsel, Belçika, 1958), 2012'den bu yana Pinault Koleksiyonu’nun tematik sergileri ile değiştirdiği monografik programın bir parçası olarak sunuyor. Küratörlüğünü Luc Tuymans ile birlikte Caroline Bourgeois’in yaptığı La Pelle (Curzio Malaparte’nin 1949’da yayımladığı kitabından alınan) adlı sergi 1986’dan bu yana Pinault Koleksiyonu ve uluslararası müzelerden özel koleksiyonlara kadar pek çok farklı türde 80’in üzerinde eser sunmaktadır. Uluslararası sahnedeki en etkili sanatçılardan biri olarak kabul edilen Luc Tuymans, 1980'lerin ortasından beri resim yapmaya kendini adadı ve kariyerinde çağdaş sanatta resimsel ortamın yeniden canlanmasına katkıda bulundu. Eserlerinde geçmiş ve yakın tarihin yanı sıra, kişisel ve kamusal alandan görüntü repertuarında (basından, televizyondan veya internetten gelen) bilinmeyen, nadir görülen bir ışıkla temsil edilen ve onları - sanatçının tarif ettiği gibi -gerçekliğin “orjinal bir sahtekarlığını” elde etmek için belirli bir kaygıyı uyandırmayı amaçlayarak yeni bir form verdiği günlük olayları konu edinmektedir.

Pinault Koleksiyonunun sergilendiği Palazzo Grassi'nin iç görünümü

Luc Tuymans, 1958'de Belçika'nın Mortsel kentinde doğdu. Anvers'te yaşadı ve orada çalıştı. 1990'larda resmin yeniden canlanmasına katkıda bulundu ve bununla tanınan Belçika sanatçısı, çok çeşitli konulara değinerek çalışmalarının önemini göstermeye devam ediyor. Eserleri önceden var olan görüntülere dayanıyor ve tanıdık olmayan bir ışıkta geri dönen günlük konularla birlikte geçmişin sorularını ve simgelerini ele alıyor. Çalışmaları, sanatçıya adanmış birçok kişisel sergiye konu oldu: 2017'de Reset Gert Robijns, Borgloon'da "Bataklık", 2016'da ve sonrasında Antwerp'te Museum aan de Stroom'da (MAS) "Gözlük", 2017 de Londra’da Ulusal Portre Galerisi'nde, Katar Müzeler Galerisi'nde "Hoşgörü", Al Riwaq, Doha, Edinburgh'daki Talbot Rice Gallery Üniversitesi'nde "Tüy Kuşları", 2015'te “Güzel”, 2013 yılında Menil Koleksiyonunda...

4. PEGGY GUGGENHEIM KOLEKSİYONUNDA ARP'İN DOĞASI

Peggy Guggenheim Koleksiyonu’na ev sahipliği yapan Palazzo Venier dei Leoni'nin manzarası

13 Nisan - 2 Eylül tarihleri ​​arasında, Catherine Craft’ın küratörlüğünü yaptığı La natura di Arp, Dallas'taki Nasher Heykel Merkezi tarafından düzenlenen Peggy Guggenheim Koleksiyonu’nda sergilenecek. Sergi Jean Arp’ın eserlerini konu ediniyor. Geleneksel sanat formlarının yaratılması ve radikal olarak yeniden gözden geçirilmesi konusunda deneysel yaklaşımı olan Fransız-Alman sanatçı Jean (Hans) Arp'ın (1886-1966) yaptığı çalışma, onu yirminci yüzyılın en etkili sanatçılarından biri haline getirdi.

Sanatçı, 16 yıllık faaliyetinde, sanat tarihinde çok etkili olan ve ne denli üretken olduğunu hatırlatan bir dizi materyal ve formatta bir korpus oluşturdu. Arp, bir soyutlamanın öncüsü olan Dada hareketinin kurucularından biridir ve soyutlama ile tasvir arasında akıcı hareket eden, sanatçı nesiller için referans noktası haline gelen organik ve eğrisel formların dilini geliştirdi. Arp'ın Venedik müzesine ait yedi eseri var, bunlar bu sergi sayesinde ziyaretçiler ile buluşuyor. Peggy Guggenheim otobiyografisinde şöyle diyor: "Koleksiyonum için satın aldığım ilk şey Jean Arp'ın bir tuncuydu. [Arp] beni eritildiği dökümhaneye götürdü ve ona o kadar aşık oldum ki, onu elimde tutabilmek istedim: aynı anda sahibi olmak istediğimi hissettim "(Rizzoli Editori, Milan, 1998).

Jean Hans Arp tarafından yapılan bir heykel çalışması

Hans Arp, Jean (Strazburg, 1887), Weimar Güzel Sanatlar Akademisi'nde ve daha sonra Paris'teki Julian Akademisi'nde okudu. 1914'te Fransa'ya sığındı ve ertesi yıl İsviçre'ye gitti. Burada daha sonradan evlendiği ressam Sophie Taeuber ile tanıştı. 1928'de sürrealistlerle otomatik yazı çalıştı. Arp, "Cercle et Carré"ye (1929), "Abstraction-création (1932) ve Allianz'a (1937) katıldı. 1930'larda, “yırtık kağıtlar” ile olan kolajlarında bir çeşitlilik ortaya koydu. Savaş ilan edildiğinde Arp ismini Jean olarak değiştirdi. 1942'den 1945'e kadar Sophie Tauber-Arp'ın trajik bir şekilde öldüğü İsviçre'de kaldı.

5. SAN GIORGIO ADASI’NDAKİ BURRI

Alberto Burri, Rosso Plastica, 1963 © Fondazione Burri

Giorgio Cini Vakfı, sanat tarihçisi ve Burri Bruno Corà Vakfı Başkanı'nın küratörlüğünü yaptığı “Süjenin Ustası” Alberto Burri'ye (Città di Castello 1915 - Nice 1995) adanmış bir retrospektif sunmaktadır. İki kurum arasındaki sinerjiden doğan ve Tornabuoni Art ve Paola Sapone MCIA ile birlikte tasarlanan proje, Umbria sanatçısının doğumunun yüzüncü yılına bağlı uluslararası tanınma yolculuğunu taçlandırmayı hedefliyor. Sergi, Alberto Burri'nin sanatsal kariyerinin en belirgin aşamalarının önemli serilerinden seçilen yaklaşık elli eserle kronolojik olarak yeniden inşasını sunuyor: çok nadir görülen Catrami, Muffe ve anıtsal Sacchi, Yanma, Orman ve Plastik. Sanatsal kariyerinin incelemesi bir multimedya belgesel bölümünde, onu anlatan nadir filmlerin gösterimiyle devam ediyor.

Giorgio Cini Vakfı'nın iç mimarisine bir bakış

Alberto Burri, 1915 yılında Città di Castello'da doğdu. II. Dünya Savaşı sırasında bir sağlık memuru olarak görev yaptı, ancak 1944'te Kuzey Afrika'da yakalandı ve ortağı ile birlikte Texas'ta hapse atıldı. Burada çuval bezlerini boyamaya başladı. Hapisten çıktıktan sonra, ertesi yıl ilk kişisel sergisini La Margherita Galerisinde düzenlediği Roma'ya taşındı. Burri, kırklı yılların yaygın siyasallaştırılmış gerçekçiliğini eleştirdi ve Informal’da önemli bir isim olmak için soyutlamaya geçti. 1949–50 yıllarında çuval, katran, ponza taşı gibi dokunsal kolajlar yaratan yeni ve sıradışı materyaller denedi. Bu dönemde Muffe ve Gobbi (geleneksel iki boyutluluğunu kıran modellenmiş tuvallere sahip olan) serisini oluşturdu. Resimsel yüzeyin ve olağandışı malzemelerin belirsizliğine olan ilgi, Burri'nin 1951'de Roma'da Galleria dell'Obelisco'da sergilediği Origin Group’a katkıda bulunmasına neden oldu.

6. AKADEMİ GALERİSİNDE BASELİTZ

Venedik Sanat Bienali ile birlikte Akademi Galerileri de, Alman sanatçıların altmış yıllık kariyerindeki tüm önemli dönemleri ve dönüm noktalarını resimler, çizimler ve heykellerle izleyen bir sergi açacak. Akademi, kapılarını ilk kez hayatta olan bir çağdaş sanatçıya açtı. "Çalışmamı gelecek yıl Venedik'teki Akademi Galerileri'nde sunmaya davet edildiğim için mutluyum." Baselitz, “Bu müzeyi biliyorum ve böylesine özgün bir proje için Kosme de Barañano ile çalışmak benim için bir zevk” dedi. Sergi, Akademinin Venedik mekânlarına göre düzenlendi. Küratörlüğünü Kosme de Barañano’nin üstlendiği bu antolojik sergide Alman sanatçılarının altmış yıllık kariyerindeki önemli dönüm noktalarının bir araya getirilmesi amaçlandı.

Gerorg​ Baselitz’in Eseri

Georg Baselitz, çoğu zaman baş aşağı duran erkek figürleri ile nitelenen tablolarıyla tanınan bir neo-ekspresyonist Alman sanatçı. Çalışmaları heykel ve gravürü içeriyor ve eserlerinde savaş sonrası dönemde Alman bir sanatçı olmanın ne demek olduğunu sık sık inceliyordu. Koyu renkler ve güçlü fırça darbeleri, genellikle folklorik veya arketipik olan temaların temelidir. “Bir fikirle başlıyorum, ancak çalışırken bunun yerini fotoğraflar alıyor”, “Öyleyse, önyargılı olduğum fikri ile kendi yaşamı için savaşan görüntü arasında bir mücadele var.” Almanya'nın Deutschbaselitz kentinde 23 Ocak 1938'de Hans-Georg Kern olarak doğan Baselitz, 1961'de memleketinin ismini aldı.

7. ESPACE LOUIS VUITTON'DA PHILLIPE PARRENO

Philippe Parreno’dan bir görüntü, Anywhen, 2016, Tate Modern Türbin Salonu

“Yer Değiştiren Gerçekler” başlıklı Philippe Parreno'nun Piazza San Marco yakınlarındaki Espace Louis Vuitton'da sergisi 11 Mayıs - 24 Kasım tarihleri ​​arasında gerçekleştirilecek, ancak şimdilik bu sergi hakkında çok az bilgi var. Philippe Parreno, multidisipliner çalışmalarında Pierre Huyghe, Liam Gillick ve Rirkrit Tiravanija ile işbirliği içerisinde gerçekleştirdiği eserleri olan çağdaş bir Fransız sanatçı. Uygulamasının bir parçası olarak Parreno, temsil sistemlerinin ve hatıraların nasıl anlam ürettiğini inceler. Sanatçı L'Histoire d'un tarafından yarım kalmış senaryo sentiment (1996)​, asla gerçekleşmeyecek hayali bir yaratıcı projenin hayal gücü ile yapımının anlatımına dikkat çeken bir jesttir.

Espace Louis Vuitton’un içinden bir görüntü

Philippe Parreno, 1964'te Oran Cezayir'de doğdu ve Fransa'nın Grenoble kentinde büyüdü; Institut des Hautes Études en Arts Plastiques of the Palais de Tokyo’ya başlamadan önce École des Beaux-Arts’a katıldı. Ön plana çıkan ilk yükselişi 1990'lı yılların başlarındaydı ve ilk çalışması televizyon programlarından ve popüler filmlerden alınan görüntüleri içeren video konferans derslerini içeriyor. İzleyen yıllarda, sanatçı, bir dizi konuyu analiz eden hem görsel hem de yazılı metinler üretti. Paris’te yaşamaya ve çalışmaya devam ediyor. Bugün, Parreno'nun çalışmaları, New York'taki Solomon R. Guggenheim Müzesi'nde, Londra'da Tate Modern'de ve Paris'te Centre Georges Pompidou'nun koleksiyonlarında korunmaktadır.

8. CA' PESARO MEZATINDA ARSHILE GORKY

Ca 'Pesaro Büyük Kanal'dan bir manzara

Ca 'Pesaro, 20. yüzyıl Amerikan sanatının en önemli isimlerinden biri olarak kabul edilen Arshile Gorky'ye (1904-1948) adanmış ilk İtalyan retrospektifini sunuyor. Sergi, Arshile Gorky'nin kariyerinin 1920’lerdeki ilk çalışmalarından itibaren tüm aşamalarını kapsamaktadır. Bu yıllarda resim, tüm bu uyaranların güçlü ve tekil bir vizyona aktığı aşamaya kadar, kendi kendini yetiştiren ustalar ve modern hareketler stüdyosunun en yüksek noktalarından geçmeden önce, Cézanne'nin eserleri ile olan ilişkisi ile karakterize edilirdi. Vosdanik Adoyan'ın takma adı olan Arshile Gorky, 15 Nisan 1904'te Ermenistan'ın Van ilindeki Khorkom kasabasında doğdu. Türk işgali nedeniyle, mülteci olmak zorunda kaldılar; Gorki 1915'te Van'dan ayrıldı ve Şubat 1920'de Amerika Birleşik Devletleri'ne taşındı, burada Watertown, Massachusetts'teki akrabalarıyla ve Providence'daki babasının yanına yerleşti. 1922'den itibaren Watertown'da yaşadı ve Boston'daki Yeni Tasarım Okulu'nda ders verdi. Sergi, Londra'daki Tate, Washington DC'deki Ulusal Sanat Galerisi, New York'taki Whitney Amerikan Sanatı Müzesi, Paris'teki Pompidou Merkezi, Kudüs’teki İsrail Müzesi’ni içeren hem kurumsal hem de özel uluslararası koleksiyonlardan yaklaşık 80 eserden oluşuyor

Arshile Gorky’nin Eseri

Son eserlerindeki eşsiz kalite sürrealist şair André Breton tarafından fark edildi. 1945 Gorky sergisinin kataloğunun önsözünde, Gorky'nin çok sayıda kişisel hatıra ve farklı etkiyi birleştirerek doğal dünyayı uyandırmak için kullandığı karmaşıklığı fark ederek onu bir "karışım" olarak nitelendirdi.

9. BRIGITTE NIEDERMAIR PALAZZO MOCENIGO’YU HAYRETLER İÇİNDE BIRAKIYOR

Campaign M+F Girbaud 2004 SON AKŞAM YEMEĞİ, 58x30,12 cm, çerçevesiz

Küratörlüğünü Charlotte Cotton’un üstlendiği Brigitte Niedermair'ın kişisel sergisi, 9 Mayıs - 24 Kasım tarihleri arasında Palazzo Müzesi’nde ziyaretçileriyle buluşacak. Bu sergi, sanatçının fotoğrafçılıkta yirmi yılı aşkın bir sürede meydana getirdiği arşivden alınan fotoğrafların etkileşiminden oluşturulmuştur.

Palazzo Mocenigo'nun odalarının tasarımı ve mobilyaları ile uyumlu bir sergi... Uluslararası fotoğrafçılığın küratörü Charlotte Cotton ile birlikte çalışan Niedermair, her odanın kendine özgü bir atmosfere sahip olmasından etkilendi ve klasik tarzını ve hareketsiz fotoğraflarını en samimi odalardan en etkileyici ve geniş odalara kadar değişen bu tarihi ortamlarda sergiledi.

Palazzo Mocenigo’daki Bir Oda

Ziyaretçiler ve bu tarihi binanın - 1985'ten beri Venedik Tekstil ve Kostüm Müzesi - arasındaki sinerji Mocenigo ailesinden kaynaklanıyor. Niedermair'ın eserleri bir odadan başlayıp diğerinde devam eden bir akışla ilerlemektedir. Niedermair, esasen 17. yüzyıldan kalma bu iç mekanlara nüfuz eden gömülü toplumsal cinsiyet ve kimlik altyazılarını bilinçli bir şekilde büyütmek ve bunlara tezat oluşturmak için kendi resimleriyle değiştireceği Palazzo Mocenigo koleksiyonundan resimler seçti. Ziyaretçiler sadece 17. ve 18. yüzyıllara dayanan kadınların çerçevelerin sınırlarından bakarken, çağdaşlarının ise direnişe geçtiğinin farkına varır.

10. "İLGİNÇ ZAMANLARDA YAŞAYABİLİRSİN"

Bienal d'Arte 2019’un küratörü Ralph Rugoff (Ca 'Giustinian’da)

Paolo Baratta başkanlığında, Venedik Bienali tarafından organize edilen, küratörlüğünü Ralph Rugoff’un üstlendiği “İlginç Zamanlarda Yaşayasın” adlı 58. Uluslararası Sanat Sergisi’nin açılış öncesi organizasyonu 8-9 ve 10 Mayıs’ta gerçekleşecek. Resmi açılış ve ödül töreni ise 11 Mayıs Cumartesi günü gerçekleşecek. Dünyanın çeşitli yerlerinden 79 sanatçının katılımıyla gerçekleşecek olan sergi Gardens ve Arsenaldeki Central Pavilion’da ziyarete açılacak. Sergi Gardens, Arsenal ve Venedik'in tarihi merkezindeki tarihi fuarlarda 90 tane Ulusal Katılım ile desteklenecek. Bienale ilk kez katılan 4 ülke var. Cezayir, Gana, Madagaskar ve Pakistan. Kendi fuarlarına sahip Dominik Cumhuriyeti ve Kazakistan da bienale ilk kez katılacak ülkeler arasında.

Arsenale

Ralph Rugoff: "İlginç Zamanlarda Yaşayasın, şüphesiz savaş sonrası düzenin kuruluş geleneklerine, kurumlarına ve ilişkilerine yönelik birçok tehdit de dahil olmak üzere, mevcut varlığımızın güvenilmez yönlerini yansıtan sanat eserlerine yer veriyor. Ancak, sanatın siyasetin üzerinde bir gücü olmadığını hemen fark ediyoruz. Örneğin, sanat milliyetçi hareketlerin ve otoriter hükümetlerin ilerlemesini durduramaz, ya da dünyadaki mültecilerin trajik kaderini değiştiremez (sayıları şimdi dünya nüfusunun neredeyse yüzde birine karşılık geliyor). Ancak dolaylı olarak, belki de sanat bizlere bu 'ilginç zamanlarda' yaşamamıza ve düşünmemize yardımcı olacak bir rehber sunabilir. 2019 Bienali’nin başlı başına tek bir teması olmayacak, ancak sanat yapma konusundaki genel bir yaklaşımı ve sanatın hem zevkini hem de eleştirel düşünmeyi içeren sosyal işlevinin vurgulayacaktır. Sergi, mevcut düşünce kategorilerini sorgulayan ve bize yeni bir nesne, imge, jest ve durumların yeni anlamlarını gösteren sanatçıların çalışmalarına odaklanacak. Benzer bir sanat, gerçekliği çeşitli açılardan gözlemleme yani görünüşte çelişkili ve uyumsuz kavramları göz önünde bulundurma ve çevremizdeki dünyayı yorumlamanın farklı yollarını dengeleme eğiliminden doğar. "

2015 Sanat Bienali'nden Christine Macel imzalı fotoğraf

Küratör tarafından kabul edilmiş ve ulusal ve uluslararası kar amacı gütmeyen kurum ve kuruluşlar tarafından desteklenen 21 etkinlik bulunmaktadır. Venedik'teki sayısız mekanda düzenlenen bienal, sergiyi karakterize eden çoğulculuğu zenginleştiren çok çeşitli destek ve katılımlar sunuyor. Bienal arka arkaya 10 yıl boyunca Bienal Oturumları Projesi’ni, sanat, mimarlık ve ilgili alanlarda araştırma ve eğitim alanında faaliyet gösteren üniversite, akademi ve tüm kurumlara adamıştır. Amaç, en az 50 öğrenci ve profesörden oluşan gruplar için düzenledikleri üç günlük ziyaretlere kolaylık sağlamak ve ücretsiz olarak sunulan sergi mekanlarında seminer düzenleyebilmelerine imkan vermek, seyahat ve konaklama organizasyonunda yardımcı olmaktır.

İtalyan Fuarı’nın Küratörü Milovan Farronato

2011’den beri Steomboli’de Volcano Extravaganza Festivalini Fiorucci Art Trust için geliştiren Milaçovan Farranota yönetimindeki Enrico David, Chiara Fumai ve Liliana Moro, İtalya’yı -Bienale ev sahipliği yapan ülke- temsil eden sanatçılardır.

"Uluslararası olma, çağdaşlık, yaratıcılık - İtalya Kültür Bakanı’nın açıklamaları- eserleri bir küratörün uzman rehberliğinde özgün ve yenilikçi bir sergiye hayat verecek bu üç kahramanın katkısı sayesinde Venedik Bienali’ndeki İtalyan fuar projesini tanımlayan sözcükler.”

İtalyan Fuarı Komiseri Federica Galloni, "Yönettiğim Çağdaş Sanat ve Kentsel Banliyöler Genel Müdürlüğü İtalyan sanatının desteklenmesi, tanıtılması ve geliştirilmesi yönündeki hedefleri, Venedik’teki bir sonraki İtalyan katılımı için seçilen üç sanatçı tarafından temsil edilmektedir. Onlar uluslararası kamuoyuna vizyon derinliği ve araştırma kalitesini iletebileceklerdir ”dedi. ,

Arsenale’deki Italian Pavilion’ın dış görünümü

"İki kuşağın dönümünde, Enrico David, Chiara Fumai ve Liliana Moro'nun eserleri ve biyografileri, çok farklı olmasına rağmen - İtalyan Milovan Fuarı Farronato'nun küratörününün açıklaması- geçmişle günümüz arasındaki araştırma ruhuna dikkat çeken önemli çağdaş sanatsal yolları işaret ediyor. Çalışmaları, gündelik hayatın, hayatta kalmanın, geleneklerin ve anlatımların güçlü bir varlığa sahip olduğu bölgeleri keşfetme konusundaki vazgeçilmez arzusuyla öne çıkıyor. İtalya ve yurtdışında kişisel ve grup sergilerinde yıllar boyunca bu üç sanatçı ile yakından çalışma fırsatı elde ettim. Çalışmaları eski ve yeni eserlerini içerecek olan bu büyük ölçekli sergide birleştirebildiğim için mutluyum.”

Chiara Fumai, Houdini, 2011


Konaklamanızı planlayın

En son paylaşılanlar

Size Özel En İyi 12 Hostel ve Terasları

Size Özel En İyi 12 Hostel ve Terasları

Bir şeyler içmenin tadını çıkarabileceğiniz veya gece boyunca dans edebileceğiniz muhteşem teraslara sahip 12 hosteli sizler için seçtik. devamını oku

Kraft Bira Severler İçin Avrupa’nın En İyi Şehirleri

Kraft Bira Severler İçin Avrupa’nın En İyi Şehirleri

Hostelsclub ile Avrupa'da en iyi kraft bira içebileceğiniz yerleri keşfedin. devamını oku

Dünyadaki En İyi Kitesurf Noktaları

Dünyadaki En İyi Kitesurf Noktaları

Milyonlarca kitesurf nokta arasından en iyi şartların sağlandığı birkaç noktaya bir göz atalım. devamını oku

Temmuz Ayı Etkinlik Takvimi

Temmuz Ayı Etkinlik Takvimi

Özenle derlediğimiz Türkiye Temmuz etkinliklerini keşfedin. devamını oku

Seyahatlerinizde Tasarruf Etmek İçin Basit Adımlar

Seyahatlerinizde Tasarruf Etmek İçin Basit Adımlar

devamını oku

Yaz Tatili Günlüğü: Portekiz'de gezilecek en güzel yerler

Yaz Tatili Günlüğü: Portekiz'de gezilecek en güzel yerler

Yaz tatilini planlıyor musun? O zaman belki de Portekiz’deki en iyi yerleri görmek için okumaya devam et..! devamını oku

Daha fazla yazı >